Ben sivildeyken

Geçen gün saçları kestirmeye gittim. Asker çocuÄŸu olmanın sonucu olarak, saçlarımı uzun yıllar askerler kesti. Bu yüzden asker-berber muhabbetini “ne yazık ki” yakından biliyorum. Her ne kadar, artık eÅŸÅŸek kadar olduÄŸum için – o ortamdan uzak olsam da, geçen berber koltuÄŸunda anılarım depreÅŸti.

Askerlik kabul ediyorum sıkıcı bir ortam, ama mevcut şartlarda hepimizin bir kerelik uğramak zorunda olduğu bir durak. Yalan askerlik anılarına çok değinilmiş, çok şakası yapılmıştır bugüne kadar. Anılar değil de, askerlik esnasında söylenen yalanların daha büyük hayranıyım ben.

Elvis reis asker tıraşı olurken.

Asker berberle on dakikalık bi muhabbetten sonra size anlatabileceÄŸi her ÅŸey ve kuracağı her cümle “ben sivildeyken…“le baÅŸlayacak ve çeÅŸitli abartı-yalan kombinasyonlarıyla kafa sikmenin sınırlarını test edecek ki, ilk olarak buna psikolojik olarak hazır olmak gerekiyor. Aynı kiÅŸi terhis olduktan sonra ufak bir rötuÅŸ ile bunu “ben askerdeyken” olarak deÄŸiÅŸtirip farklı kombinasyonlarla kafa sikmeye devam ediyor zaten.

AskerliÄŸini berber olarak yapanların en sık görülen yalanı, “benim sivildeyken saçlarım buraya kadardı” (omur hizası). Åžimdi yeni ekilmiÅŸ çim adam saç boyunun verdiÄŸi derin kompleks hepsini aynı yalana itiyor ya – sanırsın sivilde hepsi Barış Manço gibi geziyordu amnk. Bi de bunların göt cebinden ışık hızıyla çıkan, sivilde çekilmiÅŸ bi vesikalık fotoÄŸrafları olur, onu delil olarak saniyesinde size gösterirler. Saçlar jöleli, üstte gömlek, sakallar damat tıraşı ve en altta kocaman fotoÄŸrafçının logosu.

Devamini Oku

Saçları Kestirdim

Çoktandır ceza evinden yeni çıkmış Ali Kaptan gibi saç sakal karışmış ortalıkta geziyordum.

Gerek üç ayı devirmek üzere olduÄŸum iliÅŸkinin verdiÄŸi rehavet, gerekse İsveç’te en ucuz berberin 50 liradan baÅŸlaması yüzünden saldım saçları. Uzun saçın çilesini çeken bilir. Yıkamıyorsun ertesi gün leÅŸ yaÄŸ oluyor, yıkıyorsun kabarıyor, hele bir de rüzgar varsa Ömer Çelakıl olup çıkıyorsun, sprey falan kullansan da olmuyor. Ne yapsan sıkıntı yani.

Sakallarım bundan biraz daha kısa, saçlarım biraz daha uzundu.

İsveç’te iÅŸin güzel yanı – berberler çoÄŸunlukla kadın, hemde öyle kadın-erkek ayrı kuaförler yok herkes aynı mekanda tıraÅŸ oluyor. Berberin ününe ve hatunun güzelliÄŸine göre de fiyatlar 50′den baÅŸlayıp 100′e kadar çıkıyor. Burda tabi ki biz en ucuzuna gidiyoruz 50 lira, hatun vasatın altında ve sıkıntı Kürtçe-İsveççe dışında dil bilmiyor.

Süleyman’la gittik kendimize çeki düzen vermeye, her zaman ki dil sıkıntısı yine baÅŸ gösterdi. Neyse ki akıl edip telefona bi tane saçlarım kısayken ki fotoÄŸrafımı atıvermiÅŸtim. Berber hatuna gösterdim fotoÄŸrafı aynı bundan istiyorum diye. Genelde berberlerinin soruları kliÅŸe olduÄŸu için, hatun soruları İsveççe sorsa da “evet-hayırla” anlaÅŸtık. Yanları keserken misal takip ediyorum, “kulakları açayım mı” diyor, basıyorum “ja“yı.

İsveç'te berber ol köşeyi dön aga.

Benim tıraÅŸ bitti, Süleyman bana tercüme ettirecek, “Geçen sefer ki gibi olsun ama biraz daha kısa”.

Küfürler, tanışma, yol sorma, fiyat sorma gibi sınırların dışına çıkamamış intensive beginner İsveççem için çok ağır olan cümleyi şöyle kurdum:

  • Samman pÃ¥ sista, men lite“. (Same as last, but little)

Süleyman “sista” yerine “gamla” (old) koydu ki o da ibretlikti.

Velhasıl gıcır gıcır kısa saçlarım oldu canlar. Öz güvenim yükseldi, daha metroseksüel hissetmeye başladım.

Sevgiler.

Aktivisit değil anarşist ol evladım

Aktivist olacakmış bizim oğlan. Televizyonda görmüş heves etmiş. Kendini boğaz köprüsüne zincirlemeyi, hayvan barınaklarında sürtmeyi, iti köpeği doyurmayı, kürklü konkencileri protesto etmeyi falan hayat amacı edinmiş. Bana da öneriyor hatta.

İşte efendim atmosferde bıraktığım karbon ayak izimi azaltmak için iÅŸe toplu taşımayla gitmeliymiÅŸim, sonra çöplerimi cam, kağıt, plastik diye ayırmalı – geri dönüştürmeliymiÅŸim, suyu elektriÄŸi bilinçli tüketmeli israftan kaçınmalıymışım falan. Pehh.

Suları tasarruflu kullanalım.

Toplu olarak girişilen işlerde her zaman arka plana bakmak lazım. Eğer bir yerde, bir topluluk hep beraber bir işe kalkıştıysa bu ya delice bir fikirdir ya da katılımcıların veya birilerinin çıkarına hizmet ediyordur. Toplu hareketler, çok büyük oranda insanların sorumluluk duygusundan doğar.

Tatlı su aktivizm hareketlerine dönersek, sanılmasın ki insani sorumluluklarımdan kaçıyorum. Hayır efendim, ben sorumlusu ve sebebi olduğum şeylerden hiç bir zaman kaçmadım. Ertelediğim veyahut tembellik ettiğim görülmüştür, bunu inkar edemem. Lakin başkalarının sorumlu olduğu şeylerin maşası da olmadım, hıyarım var diyene bir avuç tuz kapıp koşmadım.

Kendimizi boğaz köprüsüne kilitleyelim mi tatlım?

Küresel ısınmanın sorumlusu ben deÄŸilim. Kutup ayılarının neslini ben tüketmedim. Timsah derisinden bir ayakkabım olmadı hiç. Ömrümde balina görmedim ve göreceÄŸimi de sanmıyorum. Pandaların az seviÅŸmesini kafaya takmıyorum. Afrika’da ki açlık üzücü fakat sorumlusu ben deÄŸilim. Silahlanma ve petrol yarışını, (yarışta milletçe geride kalmamız dışında) umursamıyorum. Arabamın egzozundan çıkan gaz delmiÅŸ olamaz ozon tabakasını. Dereleri nehirleri ben kirletmedim, kırk yılda bir pikniÄŸine gitmek dışında ömrümde dere bile görmedim. YaÄŸmur ormanlarını da ben tüketmiyorum, ömrümde hiç aÄŸaç kesmedim. Herhangi bir hayvanı öldürmüşlüğüm de yok.

Devamini Oku

E-mail Trafiğiyle Başa Çıkmak

Ne zamandır yapmak isteyip yapamadığım, baÅŸlamayı planlayıp devamlı ertelediÄŸim ÅŸeyler altında boÄŸuldum kaldım, üreticiliÄŸimin dibindeyim resmen. Dün bunu biraz aşıp Google Maps Javascript API v3 ile haşır neÅŸir oldum, saatlerimi harcadıktan sonra ön yargıları kırıp bir de Bing Maps SDK‘sına baktım, ufak tefek ÅŸeyler geliÅŸtirdim. Bunun haricinde uzun zamandır kayda deÄŸer, faydalı bir ÅŸey yaptığım yok. ÜreticiliÄŸimi bu kadar düşüren, beni meÅŸgul eden dış etkenleri incelemeye karar verdim. Bilgisayarımı açtığımda ne yapıyorum, nelere en çok zaman ayırıyorum bunları tespit edersem yanlışları düzeltmekte o kadar kolay olur. Bunların başında yoÄŸun posta trafiÄŸi geliyor.

E-posta trafiğiyle başa çıkmak

Gelen kutumda 20 bin’den fazla e-posta bulunuyor, bunlar gruplandığında an itibariyle 9.643 mail inbox’ımda, kaldı ki pek çok postayı da okuduktan sonra siliyorum.

Gruplanan mailler genel olarak üye olduÄŸum gruplardan gelen mailler, kimi zaman konuÅŸmalar 40-50 postaya ulaşıyor – gruplama sayesinde bunu tek posta olarak görüyorum ve bu 9.643 mail içinde bu sadece 1 sayılıyor.

Mail okumak hala çok zamanımı alıyor, neyse ki yanıtlama konusunda bu kadar aktif değilim. Sadece 900 postayı yanıtlamışım, yani %10 gibi bir yanıtlama yüzdem var.

Benzer sorundan muzdarip iseniz öncelikle InBox Zero ve GTD (Getting Things Done) felsefesini incelemenizi öneririm. Tüm bunları okuyup inceledikten sonra

Devamini Oku