Türkiye’nin Turizm Politikası ve Tanıtım Filmleri

2011 yılı bütçe dağılımlarında Kültür ve Turizm Bakanlığının payı 1.510.066.000 olarak kaldı. Bu rakam sizin için bir şey ifade etmiyorsa ben şöyle örnek vereyim, Diyanet’in payı bunun 3 katıydı. Maliye Bakanlığı’nın 72 katı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ki 35 kat, Milli Eğitim 34 kat, Sağlık 17 kat, Savunma 16 kat. En az pay alan bakanlık ise Turizm’in aldığının yarısını aldı. Yani kültür ve turizm en az para ayırdığımız şeylerden biri.

Peki turizmden ne kadar kazanıyoruz? Sene de yaklaşık 50-55 milyar lira! Yani bu ne demek? Turizm payı sadece 1.5 milyar liraydı hatırlarsanız. Yani 1 koy, sana 55 versin, turizm öyle karlı bir şey. 1’e risksiz 55 veren başka bir yatırım ben bilmiyorum. Kaldı ki bu 1,5 milyarın içinde sadece “turizm” yok, “kültür”de var. Basılan her kitaptan, çıkan her yeni albümden, belgesellerden önce onayının alınması gereken bakanlık bu, müzelerin gelirlerini toplayan bakanlık bu, boru değil.

St.Jean Şövalyeleri'nin kalesi, 600 yıllık yapı, Bodrum Kalemizi "The Night Club" olarak turiste sunmak? Teşekkürler Türkiye!

İsveç’e geldiğim günden beri dünyanın dört bi yanından arkadaşlarım oldu, en azından bi ayak üstü sohbet etmişliğim olmuştur. Tayvan’dan tut, Çin’e, Fransa’ya, İspanya’ya, Avustralya’ya, Japonya’ya, Amerika’ya kadar.. Yani dedim ya dünyanın her yerinden. Net ve tek söyleyebileceğim, Türkiye’niz yaz turizmi imajı Alanya ve Antalya‘dan ibaret. Türkiye’ye yılda yaklaşık 30 milyon turist geliyor, bunların 10 milyonu sadece Antalya’ya geliyor. Yani her 3 kişiden 1’i. Bu çok acı.

Kimse götünden anlamasın, Antalya’ya turist gitmesin demiyorum, gitsin yine gitsin ama Antalya tüm turistin 3’te 1’ini çekecek kadar tarihi ve kültürel bir şehir değil. Beton yığını, ucuzundan pahalısına envai çeşit otelin sıra sıra dizildiği, tamamen rant kaygısıyla düzen edilmiş, turiste tam pansiyon haricinde bir şey sunamayan, yerel ve folklorik dokunun ağzına sıçılmış bir şehrimizdir Antalya. Hormonludur. Bu durumdan ne Antalya halkı sorumludur, ne de oraya giden turist. Bu hatanın tek sebebi Türkiye’nin yıllardır uyguladığı yanlış turizm politikasıdır. Zaten Antalya halkının cebine turizmden pek bir şey düşmüyor, pastanın hepsi tam pansiyon otellerin elinde.

Bunları bir tek ben söylemiyorum, giden turist söylüyor, Antalya’ya gidip en ufak Türk kültürü göremediğinden dert yananlar mı ararsın, esnafın turist düdükleme sevdasını mı duymak istersin, otellerin gösterdiği ile sunduğu arasında ki uçurumu mu işitmek istersin, yerliye 1 turiste 5 fiyat çeken zihniyetimi?

Tatil olarak Türkiyeyi seçmiş turistin sebepleri bellidir. İlk sebep Türkiye çok ucuz olması. İsveç’te benim normal aylık harcadığım parayla Antalya’da en mis yerlerde 15 gün tam pansiyon tatil yapabilirsin mesela çok rahat. İkinci sebep Türkiye, Avrupalı turist için ilginç bir ülke çünkü hem Doğu’da, hem Müslüman bir ülke, hem de Avrupa’nın hiç bir yerinde olmayan otel zincirlerinden tut sahillere, mis gibi güneşe kadar hepsi bizde.

Üçüncü sebep turistin içine düşen halk ve esnaf. Avrupa’da turist olarak gezdiğinizde ne kimse size sarkıntılık yapar, ne de bir şeyler satmaya çalışır. Avrupa’nın köylüsünü ülkemizde adam ediyoruz. Fakir Rus turistleri adam yerine koyan, kızların peşinden kul köle olan yine bizim salak gençler. Daha dün kıçına giymeye donu olmayan Ruslar bugün adam olmuş caka satıyor. Antalya’da 20.000 Rus gelin olduğunu biliyor muydunuz? Ha bu kötü mü, değil tabi, bence daha bile çok olsun. Bizim erkekler de İsveç’e Norveç’e damat giderek sayıyı eşitliyor :) Yinede İsveç’te Rus kızların yüzüne bakan varsa şerefsizim, sıçtığımın tipsizleri hehehe :)

Merak ettiğim konular var. Birincisi Türkiye’de sadece Antalya/Alanya’mı var? İstanbul neden beklenen turisti çekemiyor veya İzmir? Yazlık turizm dediğimiz deniz, güneş ve kum ise satmak istediğimiz bu ülkenin Çeşme, Kuşadası, Didim, Bodrum, Datça, Marmaris, Fethiye gibi yerleri de yok mu? Neden buralar çoğunlukla yerli turiste çalışıyor? Neden Karadeniz yaylalarını satamıyoruz? İsveç’in kuzeyi sadece doğayı satıyor mesela, sadece yeşili, karı, kışı ve doğayı görmek için dünya para bayılıp dönüyorsun. Neden biz bunu yapamıyoruz? Neden kış turizminden para basamıyoruz? Uludağ, Erciyes, Ilgaz, Kartepe, Kartalkaya, Bozdağ ve Palandöken gibi kışlık merkezler neden sadece yerli turiste çalışıyor? Hatay’da, Urfa’da neden dini turizmden köşeyi dönmüyoruz? Sadece Nemrut bile Adıyaman’ın para basması için yeterli değil mi? Pamukkale’nin ağzına sıçtığımız için mi reklamını yapmaya korkar olduk? Binlerce yıllık Amasya bile para basmaya yetmez mi? Yıllardır Kuşadası-Alanya hattı dışına neden çıkamıyoruz?

Van Kalesi

İkinci husus. Türkiye’nin hala doğru düzgün bir online turizm sayfası yok. Stockholm’ün, Copenhagen’in turistik sayfalarına bakıyorum ağlayasım geliyor. Daha gitmeden gitmiş kadar oluyorsun, hangi gün nerde-saat kaçta ne etkinliği var, hangi otobüse binmelisin, nerde kalmalısın, ne yemelisin, hangi müzeler hangi günler açık, giriş kaç paradır gibi gibi ne ararsanız bulabileceğiniz web sayfaları var adamların. Ulan çok mu zor böyle bir sayfa hazırlamak? 1,5 milyar Türk lirası bütçesiyle bakanlık bunu yapamıyorsa ben mi yapayım?

Üçüncü husus. Artık bıkmadınız mı fesle, deveyle, dansözle ve semazenle Türkiye tanıtımı yapmaya sayın reklamcı, turizmci arkadaşlar? Bizim ülkemizde deve mi var? Var elbet var.. Bu yazıdan sonra o kadar çok “deve” olduğunu hatırladım ki, dilimi ısırsaydım keşke. Deve nedir ulan? Dansöz nedir ulan? Bunlar bizim kültürümüz değil bi kere, dahası ise çıkın artık şu kısır döngüden. Yemek olarak bizim sadece “kebap” yediğimizi düşündürten de bu yanlış politikalardır, oysa Türk mutfağı kadar zengin mutfak mı var dünyada? Şöyle bir zeytin yağlı yaprak sarması, içli köfte, envai çeşit mezeler, dünya çeşit salata, arnavut çiğeri, çerkez tavuğu, biber dolması da gıda turizmi olarak satılamaz mı?

Tanıtım filmi çekiyorsunuz metrodan atlılar, dansözler falan fırlıyor, kimse de çıkıp “aga bu nedir?” demiyor. İzlanda’nın tanıtım filmlerini izliyorum, yarın bilet alıp oraya uçasım geliyor ve o kadar sade – o kadar etkileyici reklamlar ki. Inspired by Island isimli Vimeo kanalında şuan 258 tane tanıtım filmi var.

Adamların satabilecek hiç bir şeyi yok. Tek ellerinde avuçlarında olan şey “doğa”. Onu da pazarlamak istiyorsan böyle yapacaksın arkadaş;

Peki ya buna ne demeli? İspanya’nın en yüksek dağı olan Teide’ye ait bir reklam filmi:

Eğer şuan hadi kalk kalk gidiyoruz diyesin gelmediyse belli ki sen doğa turizmine meraklı değilsin arkadaş :)

Eğer Kültür ve Turizm Bakanlığı biraz sorumluluk sahibi ise, bugün artık ufacık firmaların bile yaptığı “online itibar takibi” yapar ve bu yazımı okur. İsmini defalarca Google’da aratmaya bayılan bir millet, ülkesi hakkında ne yazılmış diye merak etmezse zaten siz o Alanya sınırından 100 sene daha çıkamazsınız.

Sevgiler.

  • http://sayz.us/ sefa yıldız

    Ellerine sağlık dostum güzel yazmışsın yazdıklarına aynen katılıyorum. İspanya’da güney amerkilaı arkadaşlar vardı örneğin adamların işi gücü dağ tepe yayla gezmekti adamlar madrid civarına defalarca gidip hiç madrid şehir merkezine gitmemişti ya :-) yani demem o ki sadece doğa, ot, börtü böcek delisi insanlar var (ben de severim ama delisi de değilimdir) Sonra Alanya konusu var tabii evet :-) yani nasıl olmasın aga bazı ülkelerden İstanbula bile uçak seferi yok ama bodrum ve alanya’ya var :-) (bu arada bodrum da çok revaçta yurtdışında) Vay benim güzel ülkemin haline vay daha neler var neler sayacak, anlatacak, paylaşacak ama oturup dinleyen olsa. Afedersin kimse totoşunun kenarı kadar sallamaz bu dediklerimizi!!!

  • http://www.serhatdundar.com/ Mustafa Serhat Dündar

    Aklımda bir kaç güzel proje vardı fakat uygun alan adı bulamadım. Alan adlarını nadasa bırakmış sahipleri de satmaya niyetlenmedi veya çılgın ücretler istedi. Özetle turizm ve internet ikilisinden güzel paralar kazanmak nasip olmadı. Umarım birileri yapar, güzel paralar kazanır.

  • hamsi

    youtubeda newyork atesesinin roportaji var amerikali turizmcilere tavsiyesi nedir ? Biz cok ucuz bir ulkeyiz reklamlarda bunu kullanin. adam teyid ediyor o da evet bunu kullanin diyor.

    amerikalinin ucuz diye turkiyeye gelecegini dusunen varsa daha ben ne diyeyim size hangi kafyala cikiyorlar bu programa.